Türkiye’nin Buz Kraliçesi Tuğba Karademir. Spor hayatı başarılarla dolu bir sporcu.

Tuğba Karademir kimdir? Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?

Buz pateni aşığı, Ülkemize ilk madalyayı daha 8 yaşınayken ilk katıldığım uluslararası yarışmada Hollanda’da kazandıran, Sonra ilk Balkan Şampiyonasında 10 yaşındayken 1995’de yine ülkemize bir ilk Balkan Şampiyonluğu kazandıran, ardından defalarca uluslararası yarışmalarda ve Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında ülkemizi başarıyla temsil eden, ilk defa finallerine kalma başarısını gösteren, Avrupa’da ilk 10’a girip 2.nci sporcu hakkı kazandıran, 2007-2008 yıllarında 3 uluslararası yarışmada 1 altın ve 2 gümüş madalya kazandıran, ardından da Buz pateni, hokey, hız patenini ve Curlingi’de ekleseniz buzla ilgili hiç bir alanda olimpiyatlara katılamamış ülkemizi 2006`da ilk kez Olimpiyatlara taşıyan finale kalan, daha sonra tekrar 2010`da aynı başarıyı gösteren ve şu anda Kanada`da Dünyanin en başarılı sporcularını yetiştirmekle tanınan Uluslararası Mariposa buz okulunda`ki Baş Antrenörlerden birisiyim.

Buz patenine ne zaman ve nasıl başladınız?

Ankarada’ki kapalı ve o dönemde ülkenin tek olimpiyat ölçülerinde olan buz pisti açıldığı yıllarda, kreşimin faaliyetleri içine alınan bir aktivite olarak başladı. Daha 5 yaşındaydım o zamanlar. Hemen ardında ilk sporcu grupları oluşturuluyordu ve ben de o gruplara seçilmiştim.

Buz pateni kariyerinizden bahseder misiniz?

En kısa şekliyle özetlemem gerekirse: 5 yaşında başladım, Ankara’da BelPa’da, kreşimin faaliyetleri arasına daha yeni açılan bu pistte kaymak aktivite olarak dahil edilmişti. 8 yaşında ilk defa milli sporcu olup Uluslararası bir yarışmada ülkemizi temsil ettim 13 yaş grubunda 5nci oldum, ertesi yıl ve sonrası 3 yıl 1.nci oldum ayni yarışmada. 1995’de Balkan Şampiyonu oldum, 1996’da Kanada’ya göçtük bu sporu daha iyi yapabilmek için. Ardından Avrupa ve Dünya’da bir çok yarışmada ülkemizi başarıyla temsil ettim. Her biri ayri ayri ilkler olarak gecti Türk Paten tarihine. Ayrica Buz sporlari tarihimizde bir milat olarak kabul edilecek şekilde 2 Olimpiyat’da temsil ettim ülkemizi, finallere kaldım.

Geçen ay bir sebeple ülkemizi kaç defa temsil ettiğimin listesi ve ispatını bulmam gerekmişti, baktığomızda ciddi yarışmalar olarak kabul edilecek ve uluslarasi paten birligi kayitlarina geçecek şekilde tam 50 yarışmada ü;kemizi temsil ettiğimi çıkardık ortaya 🙂

2010 yaz aylarinda da yıllardır sürüncemede kalan Üniversite hayatima yönelmek üzere sporculuktan antrenörlüğe geçiş yaptım.

Şu anda Kanada’da olan Uluslararası Marpiosa buz okulunun baş antrenörlerinden birisi olarak Kanada ve ABD’nin bir çok yerinde hem buz üstünde hem buz dışında sporcuları çaıistırıyorum, ders veriyorum, seminerler veriyorum. Bir çok ülkeden sporcum var.

Ciddi bir sakatlık yaşadınız mı?

Evet Kanada’ya geldiğimizin ertesi yılı hızlı büyüme döneminde bel sorunu yaşadım bir süre uzak kaldım buzdan. Bir de 2001 sonbaharında ayak bileğimi kırdım. Tam da 2002 Salt Lake City Olimpiyatları seçmesi öncesiydi. Elemeleri kaçırıp Olimpiyat şansımı kaçırdığım için çok üzülmüştüm.

Neden Kanada? Kanada’ya göç ettiğinizde bir Türk Buz Patenci olarak nasıl karşılandınız?

Türkiye’de ilerlemem durmuştu. O günkü yetersiz buz ve antrenör yetersizliği nedeniyle yaşım daha fazla geçmeden çözüm arayısına girdi ailem. Buz pateninde Rus, ABD ve Kanada temeli olan ülkeler, her branşında sistemleri oldukca eskiye dayali. Değişik Avrupa ülkelerinden de tek tük çıkıyor zaman zaman ama iyice incelediğinizde o sporcuların da eğitimlerini bu 3 ülkeden birinde aldığını görüyorsunuz.

Türk patenci olmam, ilk olduğum için önce şaskınlıkla karşilandı doğal olarak ama onun dışında bir etki olmadi Kanada’da. Daha sonraları Büyük ciddi yarışmalara yurt dışında değişik ülkelere gittikçe şaşırmalar ve ilginc sorular geliyordu tabii: Aaa Turkiye’de buz var mi? Dan tutun, kiyafet sorunu nedeniyle hoşgorülmemesi nedeniyle ülkenizde yapamadınız da mı gitmek zorunda kaldınıza kadar…

Ben daha 11 yaşindayken geldigim için alişmam daha kolay oldu. Burada spor yapmak son derece takdir edilen bir uğrası. Okul hayatiyla birbirine celismesine izin verilmiyor. Spor veya sanatla ugrasanlara saygiyla bakiliyor, hayatlarini idame ettirmeleri refah içinde yaşamaları için ortamlar yaratılıyor. Özellikle spor belli yaşlarda yapıldığı için, okul kaçmıyor, git sporunu yap okulu sonra da yaparsın diyebilen bir ortam ve kabulleniş var. Kimse belli kalıplarda kişiler olmaya zorlanmıyor, herkesin kendi dilediği olmasına izin veriliyor daha genel anlamda açacak olursak. Bütün bunlar da sporda başarıyı getiriyor.

Kanada’dan teklif almanıza rağmen Türk Milli Takımını tercih ettiniz. Neden?

Teklif almakla değil aslında, hak etmek diyelim. Burada binlerce patenci var, ve Kanada Takımına girebilmek için bir kaç seviyeden oluşan yarışmalara girerek elene elene Kanada Şampiyonasına katılıyorsunuz ve her yarışmadan 3-5 kişi, eleme kuralına göre bir üst seviyeye çıkıyor. Mesela İl Şampiyonası, Bölge Şampiyonası, …gibi.

Ben de en son Kanada Şampiyonasına kadar ilerleyip Kanada Genç Takımına girmeye hak kazandım, ama Türkiye’yi temsil etmeyi sürdürmeyi tercih ettim.

Buz sporlarında Türkiye’nin Kraliçesi diyorlar size. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Teşekkürler, iltifatlarına teveccühlerine…

Kış Olimpiyatlarında Artistik Buz Pateni dalında Türkiye’yi ilk defa temsil ettiniz. Nasıl bir duyguydu?

Çok büyük bir onurdu tabii ki. Bir kaç yıl öncesinde Uluslararası yarışmalara katılmaya başladığımda, Türkiye’de buz var mi, buz pateni yapılıyor mu gibi gelen sorulara artık bir nokta koyulmuştu. Yabancı basında bir çok yerde ifade edildiği gibi Türkiye paten dünyasında haritada yerini almıştı böylece. Bayrağımızı Açılış töreninde taşımak da ayrıca bir onurdu.

Hiç unutamadığınız sizi etkileyen bir anınız var mı?

Açılış töreninde bayrağımızı taşımak.

Buz ve Buz pateni sizin için ne ifade ediyor?

Buz; üstüne ilk adım attığım günden beri sevdiğim, en yorulduğum zorlandığım anlarda bile bana kendimi hatırlatan, kendimi bulduğum, rahatladığım yer ve onun üstünde olmak, paten çeliklerinin hışırtısı, hala beni hipnotize eder adeta.

Buz Pateni yapan ve yapmak isteyen gençlere ve ailelerine tavsiyeleriniz nedir?

Öncelikle çocuk gerçekten bu sporu seviyor mu? Aile tüm fertleriyle birlikte her türlü fedakarlığa hazır mı sorularını gözden geçirerek başlamalarını öğütlerim. Zira önlerinde çok uzun ve çetin bir yol var. Pahalı bir spor. Diğer bazı sporlar gibi kısa sürede 3-5 senede ortaya başarı getiren bir spor değil. Bir hayat koyuyorsunuz bu iş için ortaya. Sonra yılda 1 veya 2 kez elde edebildiğiniz yarışma şansını, genellikle bir çok insiyatife dayalı subjektif kararlar verme olasılığı çok olan 9 hakemin önüne çıkıp, 3-4 dakika içinde yarışıyorsunuz. Hayal kırıklıkları çok, politika çok ve ülke olarak yeni olduğumuz için lobimiz de olmadığından, yarışmaların da somut ölçülebilir bir değerlendirme sistemi olmadığından istenilen hak edilen sonucu almak zor.

Bütün bunlara rağmen çok güzel bir spor. Estetik, Sanat ve spor’un karışımı.

Röportaj: Atıl Alparslan