Operadaki Hayaletin konusu şöyledir; Yıl 1911’dir ve Paris Opera Evi’nin eşyaları açık arttırmayla satılmaktadır. Sahne açık arttırmacısı, yardımcılar ve bahisçiler bulunmaktadır. Artık 70 yaşına gelmiş ve tekerlekli sandalyeye mahkum Raoul; bir poster ve bir müzik kutusu satın alır. Açık arttırmacı Opera Evi’nin avizesini satışa çıkartırken, avizenin Operadaki Hayalet efsanesi ile bağlantısından bahseder. Bir şimşek belirir ve dinleyiciler kendilerini geçmişte;  Paris Operası’nın zirvedeki devirlerinde buluverirler.

Birinci Perde; Kendimizi Hannibal operasının provalarının tam ortasında buluveriyoruz. Operanın emekliye ayrılmak üzere olan yöneticisi Monsieur Lefevre yeni yöneticiler Monsieur Firmin ve Monsieur Andre’ye muhteşem sahneyi göstermektedir. Primadonna Carlotta aryasını söylemekteyken sahne fonundan bir cisim düşerek neredeyse hayatına mal olur.”Operadaki Hayaleti’in İşi” feryatları yükselir. Bozulan Carlotta aryasına devam etmeyi reddeder. Bale sorumlusu Mamade Giry’nin kızı Meg Giry, Carlotta’nın yerine Christine Daae’nin almasını teklif eder. Christine esrarengiz yeni bir eğitmenden dersler almaktadır.

Chirstine’in bu zaferi esnasında sanat hamisi bir asilzade olan Raoul de mevcuttur ve onu çocukluk arkadaşı olarak hatırlar. Performans sonrası onu akşam yemeğine davet etmek için kulise gider, ancak Christine gelemeyeceğini, çünkü öğretmeni “The Angel Of The Music / Müzik Meleği” ‘nin çok sıkı biri olduğunu söyler. Raoul Christine’in odasından ayrılır ve Hayalet belirir. Chirstine Opera Evi’nin derinliklerine çağırılır. Orada Hayalet ile derslere devam edecektir. Hayalet, Christine’i kendisinin operadaki yer altı dehlizlerine götürür ve burada Christine’e kendisini gelinlikler içinde gördüğü korkunç bir sanrı belirir. Bayılan Christine birkaç saat sonra Hayaleti’in orgundan gelen müzik sesleri ile uyanır. Arkasından usulca yaklaşarak, maskesini yüzünden söküverir. Dehşete düşen Hayalet, onu yeryüzüne götürür.

Hayalet, yeni opera II Muto’da başrolün Christine’ne verilmesi yönünde hem opera’nın iki yöneticisine, hem de Raoul, Madame Giry ve Carlotta’ya notlar gönderir. Yöneticiler Hayaleti’in taleplerine boyun eğmeyi reddeder. II Muto planlandığı gibi, başrolde Carlotta, Chrsitine ise ikinci plan bir rol de olduğu şekilde başlar. Uyarıldığı gibi, felaketler ardarda gelir. Sahne asistanı Jospeh Buquet hayatını kaybeder, Carlotta’nın sesi yok olur. Oluşan kargaşada, Raoul ve Christine, Opera Evi’nin çatısına kaçarlar. Orada, tüm Paris ayaklarının altında, birbirlerine olan aşklarını itiraf ederler. Hayaletin birbirlerine olan aşk yeminlerini duyduğunu fark etmezler. Christine’nin ihanetine öfkelenen Hayalet, gecenin en son faciasını tetikler: ihtişamlı avize dehşet verici bir düşüşle sahneye iner.

İkinci Perde; Paris Operası’nın merdivenlerinde geçen şaşalı bir maskeli Balo ile açılır. Altı aydan beri Hayalet’ten haber alan yoktur. Chirstine ve Raoul nişanlanmışlar ancak bunu gizli tutmaktadırlar. Christine nişan yüzüğünü boynuna asılı bir zincirde saklar. Birden bire Kızıl Ölüm kamuflajı altında Hayalet belirir. Ve kendine ait opera Don Juan Triumphant (Muzaffer Don Juan)’tan bir bölümü yöneticilere sunar. İlk başta yöneticiler bu acayip, rahatsız edici operayı sahnelemeyi reddederler. Sonrasında Raoul’un da yardımıyla, Christine’i yem olarak kullanarak Hayalet’i tuzağa düşürmek üzere tuzak planları yapılır. Christine babasının mezarını ziyaret eder. Orada, tam mezardai Hayalet durmaktadır. Ve Christine’den kendisine katılmasını ister. Raoul belirir ve Christine’i uzaklaştırır.

Don Juan Triumhant operasının açılış gecesi nihayet gelir çatar. Opera binasının çevresi Hayalet’i yakalamaya hevesli bir çok muhaız ve polis ile doludur. Eserinin sonuna doğru Hayalet başroldeki Piangi’nin yerini alır. Christine ile performans esnasında yüzleşir ve onun ile birlikte bir kez daha Opera Evi’nin altındaki labirentlerin derinliklerinde kaybolur. Son bir yüzleşmeyle, Hayalet Christine’e iki seçenek sunar: Ya kendisiyle birlikte sonsoza dek kaybolacaktır ya da Raoul ölecektir. Christi’nin kararı Operadaki Hayalet hikayesine de bir son koyar.

The Phantom Of The Opera ilk kez 27 Eylül 1986 tarihinde Londra’da Her Majesty’s Theatre’da sahnelendi.

Müzikal New York’ta ise 9 Ocak 1988’de ilk kez Majestic Theatre’da sahnelendi.

25 yılı aşan geçmişiyle Broadway’in en uzun soluklu ve en büyük prodüksiyona sahip mizkali Operadaki Hayalet , Dünya çapında 40 ülke, 110 şehirde, 65.000 performansla 80 milyonluk bir izleyici kitlesine sahip. Bu her geçen günde artıyor.

İlk olarak 1986 yılında Londra’da sahnelenen müzikal, Brodway’in en uzun soluklu şovu olmakla kalmadı, beyazperdedeki uyarlamalarıyla , Sarah Brigtman, Gerard Butler gibi ünlü isimleri film ve müzik dünyasına kazandırdı.

Müzikalü Olivier Ödülü olmak üzere 50’den fazla büyük tiyatro ödülü sahibi oldu.

1988 yılında Tony Ödülleri’nde “En İyi Müzikal” dahil 7 ödül sahibi oldu.

17 Eylül 2009’a gelindiğinde şovun Broadway prodüksiyonu 9000’den fazla kez sahnelenmişti.

The West End prodiksiyonu ise müzikali 23 Ekim 2010’da 10.000’deb fazla kez sergilenmişti.

Operadaki Hayalet, Abd, Yeni Zellanda, Japonya, Avusturya, Kanada, İsveç, Almanya, Brezilya, Meksika, Avustalya, Hollanda, İsviçre, Belçika, Kore, Danimarka, İspanya, Rusya dahil olmak üzere dünya çapında 27 ülkede, 145 şehirde oynandı.

Müzikal Dünya’da 15’ten fazla dile çevrildi.

Orijinal albüm, Stüdyo kayırları ve yabancı kayırları olmak üzere oyunun müziklerinin yer aldığı albümler dünya çapında 40 milyondan fazla sattı.

Müzikalin müziklerinden oluşan orijinal albüm İngiltere’de 2 kez, Almayna’da 9 kez, Hollanda’da 4 krz, Kore’de 11 kez ve Tayvan’da 31 kez Platin albüm ödülünü kazandı.

Oyunda 281 mum, 250 kg. buz ve 10 adet sis makinası kullanılıyor.

Her performansta 230 kostüm, 14 kostümcü, 22 sahne değişimi bulunuyor.

Her oyunda sahneden kayarak düşen avize tam 1 ton ağırlığında.