Biraz ailenizden ve çocukluğunuzdan bahseder misiniz?

1974’te Sivas’ta doğdum. İki yaşımdan beri İstanbul’da yaşıyorum. Çocukluğumdan beri insana ve sokakta olup bitene ilgim vardı. Sokaklarda insanları gözlemlemeyi severdim, nasıl hareket ettiklerini, neye nasıl tepki verdiklerini… Çocukken yaptığım gözlemler benim sonsuz bir kaynakla tanışmamı sağladı. Bugün yaptığım işi buna borçluyum.

Mesleğinize ne zaman ve nasıl başladınız? Neden Fotoğrafçılık? Sizi Fotoğrafçılığa iten nedir?

Güzel Sanatlar’da grafik tasarımı okudum. Fotoğrafa geçişim biraz benim dışımda gelişti. Bu kısmı biraz uzun ama kısaca anlatmam gerekirse, üniversitedeyken bir gazetede çalışmaya başladım. Bana bir fotoğraf makinesi verdiler… 18 yıl boyunca Türkiye’nin önemli gazetelerinde foto muhabirliği yaptım. Kendime kalan tüm boş zamanlarım da ise sokak fotoğrafçılığı üzerinde çalıştım. Son yıllarda ise bağımsız olarak fotoğraflar üretmeye devam ediyorum. Sokak fotoğrafları ve reklam fotoğrafları çekiyor, özel projelerde yer alıyorum.

Meslek yaşamınızda hiç unutamadığınız, sizi etkileyen bir anınız var mı?

Gazetecilik geçmişim olduğu için tabii ki bir çok etkileyici anın içinde mesleki olarak bulunmam gerekti. Bunlardan herhangi birini en çok etkilendiğim an olarak ayırt etmek oldukça zor.

Fotoğrafçı olmasaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz?

Fotoğrafçı olmasaydım da bir şekilde görsel malzeme ile uğraştığım bir meslek yapıyor olurdum çünkü kendimi hiç bir zaman sözlerle çok iyi ifade edemedim ve görsel araçlar kullanmayı her zaman tercih ettim.

Sizce mutluluk nedir? Sizi en çok ne mutlu eder?

Ben genel olarak pozitif bir insanım ve hayata bu bakış açısının çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Gelecek ile ilgili planlarınız, hedefleriniz var mı?

Çok yoğun bir programım ve beni bekleyen bir çok seyahat var, yakın zamanda bunları paylaşıyor olacağım. Genel olarak fotoğraf çekmekten, farklı kültürler tanımaktan ve yaşadığım çağa ait belge üretmekten çok keyif alıyorum ve hedefin olabildiğince uzun süre buna devam etmek.

Yaşam, hayat hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yaşam beni en çok etkileyen şey, insanların yaşamak, hayatta kalmak, hayattan keyif almak için yaptığı her şey benim anlatmak istediğim bir hikaye ve sokaklarda izleri görülüyor. Fotoğraf çekerken yapmaya çalıştığım da insanları ve onların yaşam hikayelerini anlatmak.

Hayat felsefeniz nedir?

Her neslin görevi kendinden sonrakilere kendi yaşadıkları dönemi aktarmak ve bu şekilde gelişmeyi devam ettirmektir. Ben de fotoğraflarım ile bu çağda sokakta yaşanan hayatı belgelemek ve doğru bir şekilde aktarmak istiyorum, bu nedenle hep samimi ve gerçek fotoğraflar üretmeye çalışıyorum.

Dünya barışı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dünyada yaşanan olayları düşündüğümde bunu elde etmenin çok zor olduğunu, çok fedakarlık ve insanlık gerektirdiğini görüyorum, maalesef birçok ülkede iyi yaşam koşulları bile lüks olarak görülüyor. Ancak en büyük öncelik insan olduğu zaman elde edilebilecek bir şey.

Küresel ısınma, doğal yaşam ve orman konuları var, Bu konularda siz ne düşünüyorsunuz?

Kesinlikle çok önemli ve dikkat edilmesi gereken konular, hepimiz üstümüze düşeni yapmalı ve duyarlı olmalıyız. Bu konuda bilgi ve bilincin artması tabii ki birey düzeyinde çok önemli ve etkisi de büyük olacaktır ama bunun yanında özellikle üretim, sanayii, taşıma gibi özellikle duyarlı olunması gereken sektörlerde çok değişiklik ve gelişme gerekli.

Sokağa atılan hayvanlar, sokak hayvanları, hayvan barınakları ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Beyoğlunda çok vakit geçiren biri olarak mutlu sokak hayvanları yanılsaması ile çevreliyim, burada her zaman kapı önlerinde onlar için su ve yemek, hatta kutulardan evler, battaniyeler var. Tabii ki durum her yerde böyle değil ama burası olabileceğinin bir göstergesi. Mahalle sakinleri ellerinden geleni yapsa da aslında belediyelerin bu konuda görevleri var, iyi uygulamaların sayısı artmalı.

Uzun seyahatler mi, kısa kaçışlar mı? Hafta sonlarını değerlendirir misiniz?

Ben işimden de dolayı çok seyahat eden biriyim, bir yerde ne kadar uzun zaman geçirme fırsatım olursa oranın kültürünü o kadar iyi tanıyorum, sokaktaki yaşama aşina olmaya başlıyorum ve ürettiğim fotoğraflar da o doğrultuda orayı daha iyi anlatıyor.

Sizin için tatil deniz kum güneş üçlemesi midir? Yoksa gezelim görelim yiyelim mi tercih edersiniz?

Benim için tam da tatil diye bir şey yok galiba, yeni bir yerde olma fırsatım olan her anı fotoğraf için kullanmaktan keyif alıyorum ve deniz kenarları da kalabalık şehirler de bu anlamda bir çok malzeme ile dolu.

Mavi Tur mu? Tren Yolculuğumu yoksa uçak mı?

Bu seyahatin nerede olduğu ile çok ilgili sanırım, ama yine hepsinin sundukları çok farklı ve güzel. Ben insanlar ile çevrili olmayı, onların yaşamlarını izlemek ve hikayelerini anlatmayı sevdiğim için hepsinin sundukları farklı, trenle coğrafyayı ve kırsalı ve oradaki yaşantıyı görmek mümkünken uçakla bize çok uzak yerlere kolayca varmak mümkün.

Gezmeyi ve seyahat etmeyi sever misin?

Evet, tabii ki 🙂 anlattığım gibi çok sık seyahat ediyorum ve bundan büyük keyif duyuyorum.

Mutlaka görmeliyim dediğin bir yer var mı?

Son zamanlarda en çok gitmek istediğim yer Küba, bu konuda planlarım var, umarım yakında gerçekleşecek.

Gezip gördüğün seyahat ettiğin yerler arasında seni en çok etkileyen yer neresidir?

Büyük bir şehirde yaşıyorsanız, üstelik de bu şehir İstanbul ise, sokak fotoğrafçılığı açısından beslenebileceğiniz kaynaklar sınırsız. Çünkü İstanbul hem binlerce yıllık bir şehir hem de hala büyümeye, gelişmeye devam ediyor. Bu yüzden de hep sürprizlerle dolu. İşte bu beni büyülüyor. Bir şehrin nasıl değiştiğine, insanların yaşamına tanıklık ediyorsunuz. Benim sokak fotoğrafçılığı tanımım da tam olarak bu. Tanıklık etmek. İstanbul benim için eşsiz bir şehir. O benim çocukluk arkadaşım. Burada büyüdüm, çocukluğum burada geçti. En çok bu şehrin sokaklarını tanıyorum. Özellikle Tarihi Yarımada, sokaklarında gezinmekten ve fotoğraflamaktan en çok keyif aldığım mekan. Eski İstanbul orada hala yaşıyor. Galata Köprüsü’nden Karaköy’e geçtiğiniz anda farklı bir şehirdesiniz. Özellikle şehrin daha iç bölgelerine gittikçe ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Şehir inşaat halinde, bir duvar yıkılıyor, bir gökdelen yükseliyor, her gün başka bir şehirle karşılaşıyorsunuz. Bu dönüşüm halinde olma durumu benim için bir yandan çok çekici diğer yandan da kaygı verici. Ama sonuç olarak gezip gördüğüm yerler arasında beni en çok etkileyen yer kesinlikle İstanbul.

Röportaj: Atıl Alparslan

Fotoğraflar: Mustafa Seven