Murat Aziret Kimdir? Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Bize biraz çocukluğunuzdan ve ailenizden bahseder misiniz?

Murat Aziret, ruhu ve tüm hücreleriyle bir müzisyendir. Bir müzisyen gibi düşünür,  hisseder ve yaşar . Hiç bir zaman para veya başka şeyler için müziği araç olarak görememiş , bir gariban müzisyendir .. Bu sebepten olsa gerek aşırı da özgür ruhlu, ket vurulmaz, kafasına göre takılan bir adamdır. İşte en kısa anlatımıyla ben böyle biriyim. Aileme gelince; Ben daha 2 , 3 yaşlarındayken boşanmış bir anne babanın tek çocuğuyum . Beni ninelerim ve dedelerim hep birlikte büyüttüler. Çocukluk ve gençliğim onlarla geçti . Anne babam ayrıldıktan sonra,  biri İsviçre ‘ ye, biri Almanya ‘ ya gitmişler. Para kazanıp kısa sürede buraya dönüp , burada bir ev sahibi olmakmış hayalleri her ikisinin de. Ancak böyle olmamış durum. Her ikisi de oralarda evlenmiş ve oraya yerleşmişler. Beni , her ikisi de daha sonra yanına almak istemiş 8 , 9 yaşlarına gelince… Ancak bu sefer de üveylik olur diye aile büyükleri beni bırakmamış. Ben de tek torunum tabi ve kıymetliyim. Velhasıl ben kalmışım buralarda , onlar da oralarda .. Hayat böyle geçmiş hasretle. Babamın ikinci eşinden iki kardeşim daha oldu sonradan , ama annem bir çocuk daha istemedi .. Sonra babam 91 yılında ailesiyle birlikte geri döndü Türkiye ‘ ye ve o günden beri burada .. Anneciğimse hala Berlin ‘ de yaşıyor .. Onu yıllardır hep senede bir görüyorum. Kim bilir bu hasretlikler belki de benim aşırı duygusal bir adam olmamı sağladı ki gerçekten Türk filmlerinde  bile ağlayan bir yapım var .. Yaşlılara ve çocuklara da çok düşkünümdür mesela .. Bu da belki bu duygusallıktan ..  Sonuçta güzel bir çocukluğum ve gençliğim oldu. Şu meşhur 80 ‘ ler benim 10 ve 20 yaş aralığımdır ki gerçekten tüm Dünya ‘ da ilklerin yaşandığı efsane ekol bir dönemdir .

 Eğitimimi ise Halil Vedat Fıratlı İlk öğretim okulunda ve Özel Çavuşoğlu Koleji ‘ nde tamamladım. HVF harika bir ilkokuldu. Önlük yoktu mesela biz de . Okul devasa bahçeliydi ve deniz kıyısındaydı. Özel Çavuşoğlu koleji desen  dönemin’in en iyi okullarındandı. Yani iyi bir alt yapı eğitimi aldım çok şükür .. Tüm hocalarıma buradan tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Çavuşoğlu ‘ nda Önder Bali , Muammer Sun , Cenan Akın , Selahattin Evcil gibi çocuklarla alakalı müziğin Türkiye ‘ deki en büyük hocalarıyla çalıştım . Daha müzisyenlik kafamda yokken bi de .. Çavuşoğlu Koleji sanat ve spora büyük yatırım yapan bir okuldu. Bunlar benim için büyük şanstı.

Yıldız Teknik Makine Mühendisliği ve İtü Türk Müziği ve Devlet Konservatuarı’nı yarıda bırakmışsınız neden? Müzik hayatı daha ağır mı bastı?

 Yıldız Teknik Ün. Makina Mühendisliği bölümüne girmem tamamen babamla yaptığım bir inatlaşmanın ve hırsın sonucudur. Yoksa hiç bir şekil de ilgi alanım değildi . Babamın gözündeki o yüce mesleklerden birinin okulunu kazanabileceğimi ispatlamaktı amaç. Mühendislik , mimarlık , doktorluk gibi .. Tabi hiç alakam olmayan bu okulda iki sene zor dayandım. Sonra İTÜ Türk Müziği Devlet konservatuarı ‘na girdim. Yani kalbimin sesine kulak verdim. Ata Demirer, Gökhan Semiz, Mahzun Kırmızıgül, Ercan Saatçi, İzel Çeliköz,  Çelik Erişçi, Of Aman Nalan, Hakan Altun gibi pek çok tanınmış isimle aynı dönemlerde o okuldaydım. Ata sınıf arkadaşımdır. Rahmetli Gökhan Semiz keza can ciğer dostumdu. Hakan Altun,  daha Aykut / Hakan / Ayşe işini yapmadan evvel bizim o zamanki kayıtlarımıza ud çalardı, çok iyi müzisyendir! Tabi bunlar tanınmışlar , bir de müzisyen olarak tanınmışlar var , insanların tanımadığı ve müzik camiasının bildiği isimler .. Onların isimleri saymakla bitmez . Velhasıl okulda güzel bir çevre vardı ve 90 ‘ ların daha en başıydı. 90 ‘ lar da bilindiği üzere Türk Popüler Müziği ‘ nin patlama yıllarıdır. Okulun o anlamda bana epey bir katkısı oldu .. Ama tabi bu yıllar benim de tabi işin içine girdiğim yıllardı .. Yani 20 , 21 yaşlarında gece hayatına girmiştim desem yeridir . Kadın, alkol ve para gibi unsurların cazibesi, çok kafama göre bir hayat yaşıyor olmam benim için okulu angarya haline getirdi maalesef. Herkes çatır çatır piyasaya çıkıp patlamalar yapıyoken, ben her gece bir şişe viski içip , bu gece hangi kadını götürsem kafasıyla takılıyordum . Sonra aşık olduğum bir hostes kızın peşine takılıp gidip Antalya ‘ ya yerleştim, sene 1993 ! Onla da yapamadım orda ve 1994 ‘ ün Ağustos ayında İstanbul ‘ a gelip okuldan kaydımı sildirerek askere kaçtım. Kaçtım diyorum çünkü gerçekten amacım bu sorunlu ilişkiden ve herkesten kaçmaktı . Hayatımdaki okul kariyeri de böylece sona ermiş oldu .. Okulu bırakmanın acısını ilerleyen yıllarımda pek çok kez yaşadım. Hayatımın önemli pişmanlıklarındandır. Bu yüzden hiç bir genç kardeşime tavsiye etmiyorum.  Benim yaşadıklarım onlara ibrettir .. Okulun değerini bilsinler

Müzik hayatına girmeye ne zaman ve nasıl karar verdiniz?

Karar vermedim , zaten böyle doğdum ve hayat beni buraya doğru itti .. Benim iki önemli becerim vardı , biri müzik , biri de spor ! Bakırköyspor ‘ un birinci lige kadar çıktığı yıllarda , takımdan teklif almıştım . Ayrıca Çavuşoğlu okul basket takımının da guard ‘ larından biriydim ve boyum sadece 1.71 olmasına rağmen. Bu arada okul orkestrasının davulcusu , bandonun da tubacısıydım . Becerilerim çok bariz ve belliydi yani. Ancak 17 yaşında geçirdiğim ağır bir bel fıtığı ameliyatı, spor işini sonlandırdı ve tüm konsantremi müziğe yöneltmemi sağladı. Müzikle ilgili başlangıcım da bir aile büyüğümüzün düğününü yapma teklifi ile oldu. Daha yaşımız 18 ‘ di. Kulakları çınlasın lise arkadaşım Selahattin Aydın ‘ la birlikte full cesaret daldık mevzuya . O zamana dek sadece evde keyfine şeyler yapıyoduk . O çalıyodu ben söylüyodum . O dönem Mıchael Jackson ‘  lar , Sting ‘ ler , Phill Collins ‘ ler dinliyoduk ama bi yandan da ruhumuzun Türk tarafıyla , taverna tabir ettiğimiz şeyleri söylüyoduk . Cengiz Kurdoğlu , Atilla Kaya , Ümit Besen , Arif Susam , Metin Kaya , Nejat Alp , sonradan Coşkun Sabah , Sinan Özen , Metin Şentürk gibi udi şantörler ,  bu adamlar 80 ‘ lerde ve hemen 90 ‘ ların başında Türkiye ‘ deki müziğin adamlarıydı ve tavernalar her gece dolar taşardı .. Her neyse biz bi şekil o düğün işini hallettik ve o çaldığımız mekandan teklif aldık . Ben de böylece sahneye dalmış oldum . Sonra ordan büyüdü gitti her şey . 88 ‘ den 92 yılına kadar böyle takıldık. Sonra Türkçe pop müziği furyası start aldı ve yıldızlarını tek tek çıkarmaya başladı. Ben bunlardan biri olamadım. Çünkü dedim ya ben hiç disipline olamadım ve kafam hep başka yerdeydi. Burak Kut , Kenan Doğulu ve ben yan yana çalışıyoduk barlarda .. Az ilerimizde Grup Vitamin elemanları sahne yapıyodu.  Ercan Saatçi ve İzel , Of Aman Nalan , Emirkan , Ali Güven , Erhan Güleryüz ve Feyyaz Kuruş , Işın Karaca , hepimiz ama hepimiz ordaydık . O zamanlar Regatta diye Ataköy Marina ‘ da bir barlar bölgesi vardı ve o dönem sanatçılarının hepsinin yolu mutlaka oraya düşmüştür . Tarkan , Rober Hatemo , Harun Kolçak , Metin Arolat , Hakan Peker gibi piyasaya yeni başlangıç yapmış ya da yapacak isimler de bu sahneleri seyretmeye , misafir olmaya gelirlerdi .. Böyle bir dönemdi işte başlangıç yıllarım . Beni back vokal olarak kendi sahnesine ilk davet eden ise Metin Arolat ‘ tır . O zaman onun yeni meşhur olduğu dönemdi . Benim başlangıcım onunladır yani. O zaman askerden dönmüştüm ve sene 1996 filandı galiba . Harcanmış 3 boş seneden sonra , Metin ile bambaşka bir şey yapmaya başlamıştım ..

Pek çok müzikal, reklam müziği, stüdyo vokal ve etnik vokal çalışmalarınız var? Bunlardan hangisi sizin için daha keyifli? Sizde yeri ayrı olan hangisi?

Valla her birinin yeri , değeri ve keyfi çok ayrı .. Ayrıca tecrübe kazandırma olarak müzikal gelişimime katkıları da çok büyük .. Bu yüzden açıkçası birini daha öne çıkaramıyorum desem yeridir . Sadece canlı performanslarda kendi sevdiğim şarkıları söylediğim anları belki bi tık öne koyabilirim ..

Bir çok sanatçıya Back Vokal yaptığınızı biliyorum. Back vokal yaptığınız sanatçılarla yaşadığınız sizi etkileyen güzel anı veya anılarınız var mı? Sizde yeri ayrı olan sanatçı var mı bu konuda?

Ben back vokal olarak çalışmaya 1996 senesinde yani 26 yaşındayken ve biraz da geç diyebileceğimiz bir yaşta başladım . 18 – 26 arası kendim direk solistlik yapıyordum . Tabi ünsüz olarak ve sağda solda .. İlk back vokal başlangıcımı da Metin Arolat sahnesinde yapmışımdır .. Onun yeri de bende çok başkadır , hem bu yönden hem de bir dost olarak .. Şu anda bundan 20 yıl sonra Metin Arolat ‘ ın ekip şefiyim ve sahne müzisyenlerini ve düzenini ben kurguluyorum. Hayatın ilginçliği işte ..  Sonra Gülşen , Bengü , İzel , Burak Kut , Buzuki Orhan Osman , Alex , Halil Sezai , Ziynet Sali , Serdar Ortaç , Burcu Güneş gibi pek çok ismin gerek devamlı , gerekse bir kaç özel konserlik performanslarında yer aldım . İşte Açıkhava , Rumeli Hisarı , Kuruçeşme Arena , Bostancı Gösteri Merkezi , Jolly Joker gibi mekanlardaki özel konserler.. Hatırlamadığım isimler de vardır, bağışlasınlar beni çünkü gerçekten süreç çok uzun ve pek çok isim bu süreçte yer almıştır. Ancak tabi Ajda Pekkan ve Tarkan sahneleri benim meslek hayatıma en önemli ivmeleri veren sahneler oldular.  Her sanatçıyla ilgili bir sürü de anım var. Ama en şu an kısaca aklıma geleni, Bengü ‘ den sahneye geç çıktığım için kovulmamdır. Bir Antalya ekstrasında daha ekiple ikinci işim filandı ve açıkçası müzisyen arkadaşlarımın çoğuyla da daha yeni tanışmıştım. Çok irtibatımız ve beraber hareket etme halimiz yoktu bu yüzden. İşten evvel çok yorgun olarak odama gitmiştim ve yatağa resmen düşüp uyuyakalmışım. Kimse de beni bu irtibatsız olma alışık olmama hali yüzünden uyandırmadı ve sahne başlamış.. Ben yaklaşık bi 15 dakika sonra filan Bengü ‘ nün yanından böyle sahnenin tam ortasından lank diye sahneye girdim çünkü sahne de öyle abuk bir şekildeydi ki başka giriş olanağım da yoktu. Her neyse, velhasıl sonrasında tabi ki beni kibarca kovdular . Halbuki beni denetlemek müzisyenlerle  ilgili menejerin görevidir .. Onun hepimizi toplamak ve sahne kenarında hazır etmek gibi bir vazifesi vardır. O bunu yapmamıştı, ben de bu durumu yaşayarak işimden oldum. İlginç bir anıdır. Hala haksızlığa uğradığımı düşünürüm mesela ..

Peki kendi bireysel sahne hayatınızdan bahseder misiniz?

Kendi bireysel sahnelerime gelince;  Tabi ki uzun yıllar boyunca hep eşlik müzisyeni olarak çalışınca kendi şarkıcılık yaptığım dönemdeki önemli bir insan ve mekan portföyümü kaybettim. Gerçi arada iki de kuşak değişti bu arada 90 ‘ lardan 2010 ‘ lara geldik : )) Tabi ben bu dönemde Türkiye ‘ de pek çok müzisyenin olmak istediği o muhteşem sahnelerde muhteşem konserlerde defalarca bulundum . Sadece geçen sene 9 kez Tarkan ‘ la , bir kez Ajda ‘ yla , bir kez de Ziynet Sali ve Despina Vandi ile 11 kez Açıkhava sahnesine çıktım . Ve her seferinde o sahnelerde dualar ettim , Allah ‘ ım burda benim de sahnelerim olsun diye .. Tabi benim popülaritem henüz o kadar yüksek olmadığı için bunlar şu an hala hayal aşamasında! Ben de tabi bu sahnelerle kıyaslanmayacak derecede ufak sahneler yapıyorum şu an ! Ama çok keyifli sahneler bunlar ! Mesela Nişantaşı ‘ nın çok eski ve ünlü barı ZİHNİ ‘ de her Cumartesi öyle sahnelerim oluyor ki her biri aslında eğlence sahneleri olmasına rağmen, konser gibi kaliteli geçiyor ! Tabi bunun sebebi harika bir dinleyici kitlesi olması .. Dinleyen anlıyorsa yapılan işin müzikal kalitesinden, sizin performansınız çok çok katlıyor . Bu önemli bir ayrıntı. Ayrıca da eski dostum Kaan Öztürk ‘ le birlikte feat şeklinde ekstra tabir ettiğimiz , bayi toplantısı mahiyetinde işler yapıyoruz .. Onların da keyfi başka oluyor . Onlar başka kafalar , ama ben çok mutluyum ! Sahnede olmayı seviyorum .. İnsanların kafalarını bana doğru çevirmelerini ve ” Ne güzel söylüyor ya bu herif,  kimmiş acaba ? ” demelerini seviyorum : )) Galiba benim egom da bu ..

Kendi bireysel sahne hayatınızda ya da müzikal çalışmalarınızda hiç unutamadığınız güzel ve etkileyeci bir anınız var mı?

Yani bunun cevabını şöyle vereyim ki , müzisyen camiasında , artık zaman içinde fıkra  gibi efsane olmuş , nesilden nesile hatta biraz da değişerek geçmiş , insanların kendileri yaşamış gibi anlattıkları hikayelerim vardır benim .. Mesela bir yılbaşı sahnem vardır ki yıllar evvel yaşadığım, resmen gecenin finaline doğru aksilikler aksilikler üstüne binerek bir ney ve bir darbukayla sahnede kalmam ve  o sahneyi tamamen ustalık ve iletişimle bitirmem vardır !  Ayrıntı anlatmama gerçekten gerek yok , zaten diyorum işte bir ney ve darbukayla yılbaşı sahnesi olur mu ? Oldu işte : ))

Sahne hayatı hakkında ki düşünceleriniz nedir?

Sahne bazıları için bir para kazanma bölgesi , bazıları içinse bir aşk alanıdır .. Ben ikinci bölümdeyim ! Canlı sahneyi , oranın havasını ve ambiansını , insanlarla kurduğunuz o güçlü bağı hiç bir şeye değişmem ! Tabi bu keyfi almak için öncelikle müzisyen bir ruha sahip olmak gerekiyor : )) Bu keyfi anca o ruhlar böyle derin hissedebilir diye düşünüyorum ..

Sahne hayatı Aşk hayatını etkiler mi? Sizinkini etkiliyor mu?

Sahne hayatı aşk hayatını aslında etkilemez, etkilememeli demek istiyor insan ama tabi bunu anlayabilecek yapıda bir insan bulmuşsanız kendinize bu ancak mümkün olabiliyor. Yani çok çok zor bir ihtimalden bahsediyoruz. Aksi taktir de her şey bir eziyete dönüşebiliyor. Ben kendi hayatımda her ikisini de çok net yaşadığım için bu konuda çok net cümleler kurabiliyorum. Şu anki eşim bir müzisyen eşi olma hususunda efsane bir kadındır. Bu soru vesilesiyle mesela buradan ona çok çok teşekkür ederim. Tabi bu çok istisnai bir durum ve açıkçası benim şansım : )) Çünkü aslında genel mahiyetinde bakarsanız bu olaya, bu tip bir işe kendini adamış insanların yalnızlığı seçmek gibi bir bedel ödemeleri gerekiyor maalesef! Bu da bir gerçek .. Yani zor işler sahne sanatları ..

Siz sanat ile mutluluk arasında bir bağ kuruyor musunuz? Müziğin sizin için anlamı nedir?

Kesinlikle bire bir bağ kuruyorum. Sanatın tamamını aslında hayatımızı güzelleştiren ve renk katan şeyler olarak niteleyebiliriz. Ruha hitap eden bir sürü güzellik , nüans ve ayrıntı.. Ayrıca müziği de güzel sanatların tamamından bir tık daha önde tutuyorum. Çünkü genel olarak dikkat ediniz tüm güzel sanatların sunumlarında arkaya bir de müzik ilave olur ve o anlatım , bir de müzikle güçlendirilirse her şey daha da güzelleşir .. Müziği arkadan çekin kupkuru gibi kalır. Keza yine bütün dinlerde kalpleri en çok etkileyen her şey melodik olarak verilir, müzikle iletilir. Kuran ‘ ın makamsal okunuşu , güzel bir ezan , gospel kilise koroları hep bu duruma verilecek örneklerdir .. Bu yüzden sanatın her dalına önem verir ve severim evet , ama müziğe biraz torpil yaparım .. Müzisyen olduğum için değil , öyle hissettiğim için ..

Sizi en çok ne mutlu eder?

Bence mutluluğun en önemli 3 tanımı var .. Yani 3 değerle eşleşiyor . Tabi bu bence olan şey .. Herkesin mutluluktan hissettiği şey kendine özel yoksa .. Beni en mutlu eden şeylerin başında özgürlük geliyor mesela! Özgür olmayı hiç bir şeye değişmem. Sağlıklı olmayı da buna eşdeğer tutuyorum. Bu da çok çok önemli. Üçüncü mutluluk kavramım ise, sevdiklerimle paylaşım! Her şeyi .. Benim mutluluk tabirim bunlar işte ..

Sanatçı olmasaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz?

Ben profesyonel sporcu olabilirdim mesela! Ama bireysel spor değil , takım sporları .. Çünkü aşırı derecede işi yaptıran adam olmayı seviyorum. Yani asisti yapan , gol pasını veren .. Ben kendim tek başıma sıkılıyorum bi sürü şeyden : )) Birlikte güzel .. Bir de pilot olabilirdim her halde .. Devamlı gökyüzünde olma, uçma hissiyatı ve çok gezen bir iş olmasından .. Ha bi de tabi hostesler : )) Ahaha : ))

Gelecek ile ilgili planlarınız ve hedefleriniz nedir?

Gelecekle ilgili tek ve en büyük planım, bir gün bu ülkenin en saygın şarkıcılarından biri olarak anılmak.. Bunun için geç mi oldu bilmiyorum ama aslında zaten kendimi daha 40 yaşından itibaren iyi bir şarkıcı olarak niteleyebiliyorum. Bu yüzden de daha vakit var. Tek sıkıntı ülkemiz insanının müzikal algısının çok zayıf olması ve popülist kültüre yerleşmiş bir takım insanların, bilhassa sunum bölümünde müziği tekellerine almış olmaları ve hep belli kalıpları halka aşılamaları. Bu da her şeyi zorlaştırıyor.. Ama tabi bu benim işim, ölene dek yapmak ve hep sahnede kalmak istiyorum. Yaşlı bir adam olduğumda da, tüm meslektaşlarım tarafından hala saygı ve hayranlıkla dinleniyor olabilmek en büyük idealim! Buna ulaşacağımı da biliyorum.. Zor olacak ama olacak ..

Uzun seyahatler mi, kısa kaçışlar mı? Hafta sonlarını değerlendirir misiniz?

Yerine göre her ikisi de… Bazen öyle yoğun dönemlerimiz oluyor ki arada bir iki gün her şeyden uzaklaşmak istiyor insan. O zaman kaçışlar harika oluyor… Uzun tatiller de sevdiklerinizle güzel, onlar olmayınca manasız.

Sizin için tatil deniz kum güneş üçlemesi midir? Yoksa gezelim görelim yiyelim mi tercih edersiniz?

Seyahat olgusu zaten bizim işimizin içinde var. Bu yüzden çok da şanslıyız ayrıca… Bu yüzden deniz, havuz, güneş gibi unsurlara aslında devamlı sahibiz bizler… Bu yüzden benim tatil anlayışımda daha ziyade tarihsel mekanlar ve doğa görsellerini gezmek daha ağır basıyor .. Doğal ortamlarda güzel kahvaltılar,  genel kültüre katkı verecek yeni yerler keşfetmek, sahilde güneşlenmekten daha ilgi çekici bence…

Mavi Tur mu? Tren Yolculuğumu yoksa uçak mı?

Valla yine belki aynı cevabı veriyor gibi olacağım ama hepsinin yeri ve keyfi farklı… Güzel bir Mavi Tur ‘ a kim hayır diyebilir. Ya da keyifli bir tren yolculuğunda restoranda yenilen yemeğe… Uçak desen, bizim arabamız gibi zaten!

Gezmeyi ve seyahat etmeyi sever misin?

Seyahat etmeyi çok severim. Ama evim de esas limanımdır , finalde evime dönmeyi de çok severim… Eğer müzisyen olmasaydım dediğim gibi profesyonel sporcu ya da pilot olmak isterdim demiştim hatırlarsanız. Bu iki meslek de çok seyahat eden meslekler görüldüğü gibi… Bu da benim her halükarda seyahat eden bir meslekle hayatımı sürdürmek istediğimin en güzel göstergesi zaten değil mi ?

Mutlaka görmeliyim dediğin bir yer var mı?

Mutlaka görmeliyim dediğim yerlerin başında Afrika var… Afrika’ nın her hangi bir ülkesi olabilir… Ama tabi bir yandan Afrika’ dan çekiniyorum da , pek çok bulaşıcı hastalığın var olma ihtimalinin yüksek olduğu, aşırı doğal ve tehlikeli ortamlara sahip bir yer .. Yani hem korkuyorum, hem de görmeyi çok isterdim…

Gezip gördüğün seyahat ettiğin yerler arasında sizi en çok etkileyen yer neresidir?

Bu güne dek gezdiğim yerler arasında beni en çok etkileyen yer Avustralya’ dır . Hatta bir ara kafayı bozup oraya temelli yerleşmeyi bile düşündüm. Ama tabi buradak i her şeyi arkanızda bırakmanız gerekiyor… Çok uzak bir yer…