1. Elif Çağlar kimdir? Kendinizi biraz tanıtır mısınız?

Müziği, ailesi ve dostları dünyadaki en değerli varlıkları olan, kendi halinde birisiyimdir.

2. Müzik hayatına ne zaman ve nasıl girdiniz? Hikayenizi anlatırmısınız?

Çocukluktan başlayan bir maceraydı klasik. Saatlerce, duyduğum parçaları çıkardığım orgum en sevdiğim oyuncağımdı. Lisede gitara başladım, orkestrayla şarkı söyledim. O sırada iyice belli oldu  hayatımın ne yöne gideceği. Bilgi Üniversitesi’nin caz bölümü yeni açılmıştı, muhteşem müzisyenler vardı hoca olarak. Önce orası, sonra da öğrenmeye doyamayıp master için gittiğim New York macerası oldu. Geri dönünce de, albümü kaydettim.

3. Caz’ı seçmenizin nedeni nedir? Caz’ın sizdeki anlamı nedir?

Hem ait olduğunuz bir merkez, hem de sonsuz bir uçma alanınız var gibi düşünün. Caz işte o hissi verdi,  ne kadar uzaklaşırsanız uzaklaşın, evde hissetmek gibi.

4. Bestelerinizi yaparken nelerden besleniyorsunuz?

Objelerden, hikayelerden, insanlardan, kelimelerden, renklerden, empati kurmaktan… Hayata dair herhangi bir ayrıntı yanında bir hikaye, o hikaye de bir beste getirebilir.  Kaynakların sınırı yoktur.

5. Türkiye’de cazın yerini nerede görüyorsunuz? Ve Türkiye’de cazın geleceği konusunda ne düşünüyorsunuz?

Şu andaki halinden, pek baş köşede olmadığını görüyoruz rahatlıkla. Hala çok az insanın keyifle dinlediği bir müzik genele bakınca. Müzisyenler de koşullardan mutlu değil, çok az platform var caza ayrılan. Daha iyi şartlarda bir geleceğin hem müzisyenleri, hem dinleyicileri beklediğini umuyorum. Olumlu düşünmeye çalışmadan bu ülkede nasıl müzisyen olunur bilmiyorum.

6. Türkiye’de caz dinlenmez gibi önyargılar ve düşünceler var. Bu konuda ne düşünyorsunuz? Bu düşünceleri kırmayı başardığınızı düşünüyormusunuz?

Adı üstünde, dediğiniz gibi “önyargı” bunlar. Eğer bir bağ kurabiliyorsanız dinleyiciyle, gerisi teferruattır.  Belki dinlemesi daha kolay bir tarz kadar geniş kitleye hitap etmeyebilirsiniz ama yola kitle hesabıyla çıkan müzisyen zaten 1-0 yenilgiye uğramıştır bence. Azimle inandığınız işi yaparsanız ulaşırsınız birilerine. Kendi adıma çok mutluyum bu konuda, samimiyetin her ön yargıyı yendiğini deneyimliyorum.

7. M-u-s-i-c ve Hafif Batı Müziği albümlerinizden bahsedermisiniz? Albümlerinizi nasıl tanımlarsınız?

M-U-S-I-C, dinlediğim birçok farklı tarzı da harmanlayarak caz yoluyla kim olduğumu anlatmaya çalıştığım bir “merhaba” idi. “Hafif Batı Müziği” ise, “Türkçe şarkılar yapma konusunda böyle bir şeyler düşünüyorum” idi. Sohbet her albümde farklı yönlere ilerleyecek böyle böyle.  : )

8. Genç cazcılara kendilerini geliştirmek ve seslerini duyurmak için vereceğiniz tavsiyeler nedir?

Enstürmanlarına kıymet ve emek vermelerini tavsiye ederim öncelikle.  Eğitim sadece okul demek değil, öğrenmenin binbir yolu var, “içimden gelen budur, daha ötesini merak etmiyorum” anlayışı pek evrensel değil. Ses duyurmak için, temel olarak vaz geçmeden sürekli çalmak, üretmek ve paylaşmak lazım. Sabırlı olmak burada anahtar.

9. Caz dışında dinlediğiniz başka bir müzik türü var mı?

Elektronikten klasiğe, kulağıma hoş gelen her şeyi dinlerim, asla tarz sınırlamam olmadı.

10. Müzik dışında ilgilendiğiniz başka bir sanat dalı var mı?

Okumayı ve yazmayı sevdiğim için edebiyat diyeceğim. Üretici bölümünde olmasam da sinema, fotoğrafçılık, ilüstrasyon ilgimi çeker.

11. Müziğin sizin için anlamı nedir? Müziğin insana kattığı değerler nedir sizce?

Kendimi en iyi müzikle ifade ediyor ve en mutlu müzik yaparken oluyorum. Dünyadaki varlık sebebimin müzikle bütünleştiğini hissediyorum. O yüzden benim için yaşamak demek. Herkesin hayatına da, bir nevi şifa getirdiğini düşünüyorum.

12.   Hangi caz orkestrası, hangi besteci ve yorumcu ile çalışmak isterdiniz?

Zamanında Duke Ellington orkestrası veya Charles Mingus ile çalışmak isterdim. Billy Strayhorn veya Thelonious Monk benim için şarkı yazsın, yorumcu olarak da Ella Fitzgerald isterse ayak işlerini yaptırmak üzere beni yanına alsın. Hayalin sınırı yok : )

13.   Sahne hayatınızda sizi etkileyen, hiç unutamadığınız bir anınız var mı?

Birçok anı var aslında. Sahne hep açıktır unutulmayan anlar yaşatmaya. Çok değerli bir tanesi şöyle: Bilal Karaman ile verdiğimiz bir duo konserde, “Say Where You’re At” isimli parçama, hiç beklemediğim bir anda, nakaratta herkes bir ağızdan eşlik etmeye başladı, ben söyleyemedim, gözlerim doldu, içimde bir şeyler oldu, müthiş bir minnet hissettim. Nakaratı bir süre dinleyenler götürdükten sonra toparlanıp şarkıyı bitirebildim. Çok özel bir ilktir bu benim için.

14.   Çaldığınız bir müzik enstrümanı var mı?

Kendime eşlik edecek ve aranjman yazabilecek seviyede piyano çalıyorum. Gitar ile başladım ilk ama şu anda akorlar dışında bir bilgim kalmadı. Çok kişi şaşırır bir de duyunca ama ney üflerim. Kimseye çalmam, özeldir o.

15.   Okul’da aldığınız eğitimden sonra Newyork/Amerika’da bulunduğunuz süreci anlatırmısınız? Kendinizi nasıl geliştirdiniz? Neler yaptınız? Deneyim ve tecrübelerinizden bahsedermisiniz?

New York’ta, hayranı olduğum bir vokalist olan Sheila Jordan ile çalışmış olmak zaten paha biçilmez benim için. Okulumu çok sevmiştim, hocalarımız sürekli New York’un caz sahnelerinde çalan sıkı isimlerdi, Michael Mossman, Antonio Hart gibi. Onların öğrettiği her şeyi defalarca tekrar ederek, pratik yaparak ve sahne alarak geliştirmeye çalıştım kendimi. New York caz soluyan bir şehir, sadece kulüplere gidip ünlüsünden yenisine bir sürü caz müzisyenini dinlemek bile insanı geliştiriyor. Hayatımda her zaman mutlu anılarla hatırlayacağım bir dönemdir.

16.   Nu-Dc Records’tan bahseder misiniz?

Beste yapmayı çok seviyorum, biriktiriyorum bayağı. Ama bunların hepsinde kendimi duymuyorum, hiç tanımadığım başka sesler, başka tarzlarda söyleyen insanlar da geliyor aklıma yazarken. Yani anlayacağınız üzere doğal olarak gelişen bir prodüktör olma hayalim var. Çok istiyorum ileriki yıllarda, yeteneğine güvendiğim isimlere özel projeler yapmak. İşte bu yüzden kendimize ait bir şirkete sahip olmamız gerekiyordu. Ne zaman ki İngilizce sözlü bir albüm yaptım ve gittiğim şirketler buna benim kadar heyecanlanmadı, eşimin teşviği ve emeği ile, hayalimizi öne aldık, şirketi kurduk ve kendi albümümün prodüktörlüğü ile işe girişmiş olduk. İlerisi için çok güzel projelerimiz var, hepsini tek tek yapacağız inşallah.

17.   Seyahat etmeyi ve gezmeyi sever misiniz?

Severim elbet. Hele de yoğun temponun şehre bağladığı bir hayatın insanı olarak, çok.

18.   Seyahatlerinizde sizi en çok etkileyen ve beğendiğiniz yer yada yerler neresidir?

Neden anlamadım ama Datça’yı ilk kez 2008’de gördüğümden beri, bir bağ oluştu aramızda. Geçen yaz hariç her sene gittik. Her gidişimizde garip bir şekilde eve gelmiş gibi hissediyorum.

19.   Mutlaka gidip görmeliyim dediğiniz bir yer var mı?

Uzakdoğu. Karadeniz.

20.   Hayat felsefeniz nedir?

Hayatın akışına güvenmek.

 

Fotoğraflar: Elif Çağlar Hanım’ın izni ile yayınlanmıştır.