Bize biraz ailenizden ve çocukluğunuzdan bahseder misiniz?

Annem bale sanatçısı ve koreograf olduğu için ufak yaşlardan beri hep bale temsillerine ve provalara giderdim. Hatta balerin olmak istiyordum ama kemik yapım müsait olmadığı için balerin olamadım, dans dersleri almakla yetindim. Ablam Aslı ise Mimar Sinan Üniversitesinde sahne dekor ve kostüm bölümündeydi. Evde her türlü çizim, müzik ve dans üzerine projeler gelişirdi. Babam özellikle yazları aile dostlarımızla bir araya geldiğimiz de gitar çalardı hep birlikte dans eder eğlenceli vakitler geçirirdik. Tiyatro ile ilgim ortaokuldayken başladı. Liseler arası yarışmalara katılıp ödüller almıştık ve bu durum beni çok motive etmişti.

Amerika’da eğitim aldığınızı ve Moskova’da yaşadığınızı öğrendim eğitim için; Yurt dışı yıllarınız nasıldı? Size eğitim dışında neler kattı? Neler değiştirdi sizde?

ABD’ye lise 2 ve son sınıfı okumaya gittiğim de orada da okul içindeki sahne sanatları aktivitelerine devam ettim ve sonrasın da da Hart School of Music’te müzikal tiyatro okudum.  İngilizce aksanımın çok iyi olması için, Manhattan’da iş bulabilmek için ve oyunculuk üzerine 2-3 yıl daha çalışabilmek adına ART Harvard ve Moscova’daki  Stanislavskin Sanat okuluna girdim. Hayatimin en güzel 10 yılı diyebilirim. Amerika’ya 16 yaşımda gittiğim için benim ergenlikten yetişkinlik dönemime denk gelen bir zaman oldu. Ben ilk 3 yıl boyunca Türkiye’ye senede 1 defa gelmek üzere hala görüştüğüm çok sevdiğim bir aileyle tanışıp onlarla yaşadım, exchange öğrenci programı ile. Üniversite zamanlarında kendi başıma ve oda arkadaşlarıyla yaşadım.. Konservatuar yılları olduğu için sürekli prova yaparak ve çalışarak geçti zamanım.  Tabi ki ailemden yardım alıyordum ama ben de çalışarak para biriktirip ilk Amerikan araba mı aldım! Sonra ben Türkiye’ye tatile geldiğim de arabam (siyah şimşek) bir hırsızlık olayına karıştığı için yangında kül olduğunu öğrendim o ayrı:)) elimde plakalarla okula gittiğimi bilirim:)

Yurtdışın da eğitim almış olmam Beni değiştiren bir durumdan ziyade beni çok yönde geliştiren bir durum oldu. Ekip ruhuyla çalışmak, ensamble olabilmek, sahneye çıkana kadar olan yaratıcı sürede hocaların öğrencilere özellikle özgüven sağlamaları.. Bunlar beni çok etkiledi orda.. Profesyonel alana hazırlık süreci çok etkileyici ve gerçekçiydi. Oysaki ülkemizde maalesef bu anlattıklarım daha yeni yeni oluşmaya başlıyor. Alternatif tiyatrolar fazlalaşıyor.

Evet çok farklıyız ama ilk gittiğim andan itibaren şunu gördüm: İnsan her yerde insan. Ama daha önce söylediğim gibi bireysellik denilen kavram bizde oluşmamış. Her şey yine burada düğümleniyor. Orada ben bireyselliği gördüm. İnsanlar bu sayede daha çok iyiyi kötüyü ayırt edebiliyorlar. Kendi içlerinde barışıklar. Burada biz daha çok başkası için yaşıyoruz. Orada insanlar daha çok kendileri için yaşıyorlar. Bu beni çok etkilemişti. Açıkçası özlüyorum.

Sinema ve diziler bunun yanında tiyatro. Sizce hangisi? Sizin için önde olan hangisi? Her birinin size verdiği his ve duygular nelerdir?

Oyunculuk, şarkıcılık, sahne, müzik.. Hepsini yaparken zaten bir bütünlük içerisinde olağanüstü keyif alıyorum. Eğitimini almış olduğum, altyapısını yıllar boyunca oluşturduğum, meslek dallarımın hayat akışımı biçimlendirdiği için kendimi çok şanslı hissediyorum. Hiç birini de bir diğerinden ayırt etmiyorum. Çocukluk zamanımda kurduğum Hayal dünyamda şarkıcı dansçı, oyuncu ve müzikal tiyatrocu olmak  vardı. Gerçek oldu hayallerim ve yine hayal kuruyorum, üretiyorum. Sahne, Tv ve müzik dünyam devam ediyor. Bu tükenmek bilmeyen aşk ömrümün sonuna kadar  devam edecek..

“Elif” albümünüz hakkında neler söyleye bilirsiniz? ”Elif” ismi özel olduğunu düşünüyorum?

Elif benim göbek adım. İlk albümüm olduğu için ilk çocuk hissi uyandırmıştı bende. 8 yıllık bir doğum süreci yaşadım. Annecim ve babacığım doğuşumda bu anlamlı ismi bana vermişler ama ben ilk kez çocuğum gibi gördüğüm albümümde kullanmak istedim.

Bu albüm dinlendikçe ve zaman içinde kendi kitlesini bulacağını inandığım başından sonunda kadar her şeyi ile sahiplendiğim projem. Dinleyicinin tepkileri gerek sosyal medyadan gerek çevreden olsun çok olumlu. Butik ve alternatif bir albüm olduğu için kendini göstermesi bence biraz zaman alabilir.

Öncelikle, Mehmet Teoman ile bu albümün tohumlarını 2004 yılında attık. Tanıştığımızda “Beni Benimle Bırak” şarkısını dinletmişti ve ben o günden beri bu şarkının ve Mehmet’in peşini bırakmadım. 2010’da biz proje  albümü yaptık Mehmet’le, çıkarmadık ama daha sonraki aylarda bu albümü piyasaya çıkarmayı planlıyoruz. Elif albümünde  Mehmet’in sözlerinin yer aldığı 3 parça var. Türkiye’nin önde gelen basçılarından ve müzisyenlerinden Eylem Pelit 3 parçanın aranjelerini üstlendi, “Her Şey Geçer” in bestesi de kendisine ait. Diğer 5 parçanın aranjelerini de Emir Ersoy üstlendi. Albümde öncelikle bu kadar kıdemli yetenekli ve vizyonu olan müzisyenlerle çalıştığım için çok şanslıyım. Levent Altındağ, Erdem Sökmen, Cenk Erdoğan, Turgut Alpbekoğlu, Volkan Oktem, Cemil Tatlıpınar, Çağdaş Oruç, Çağrı Sertel, Ediz Hafızoğlu, Kaan Yıldız, gibi muhteşem müzisyenler de parçalara eşlik ettiler. Figen Sakacı benim yakın arkadaşımdır, çok iyi bir yazardır. Ona yazmış olduğu sözleri ve şiirlerini bana göndermesini rica ettim. Figen daha önce müzik piyasasına söz vermemiş, bende kalemini çok beğendiğim için şiirlerini okudum ve çok etkilendim. Müfide İnselel zaten müzik camiasında çok sevilen ve beğenilen bir müzisyen/söz yazarı.  Naif ve derin durusuyla bu albümde “Kimse Bilmez”‘i adli besteme söz yazdı.

Dizi ve tiyatro hayatınızda sizin hiç unutamadığınız sizi etkileyen güzel, tatlı  bir anınız , hatıranız var mı?

Tatlı anlar hiç bitmez. Bazen öyle kazalar olur ki oyuncunun performansını ikiye katlar.

Sanatçı olmasaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz?

Adli tip doktoru, cerrah.. Ya da kriminal olay yeri incelemedeki en üst yetkili kişi.. Küçükken ansiklopedilerde kadavra fotoğraflarına bakardım. Çok ilginç gelirdi. Doktor olmak istedim hep.  Sahne tozunu yutunca bitiverdi o sevdam:)

Sizi hayatta en çok ne mutlu eder?

Özgür olmak.

Yaşam, hayat hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hayatta olmak bir mucize.. Ama hala çözebilmiş değilim.  Hayat bizle dalgasını geçtiği anda kendimizi onun akışına bırakmak lazım.. İşte o zaman sürprizler mucizelerle karşılaşıyoruz. Okyanustaki dalgaların yükselişi ve sonra da kum tanecikleriyle birleşmesi gibi hep inişli çıkışlı.

Hayat felsefeniz nedir?

Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün.

Aşk nedir sizce? Aşkı tanımlar mısınız?

Biyokimyasal bir durum.

Gezmeyi ve seyahat etmeyi sever misin? Mutlaka görmeliyim dediğin bir yer var mı?

Gezmeyi kim sevmez ki.. Avrupa’nın görmediğim şehirlerine güney ve kuzey kısımlarına gitmek istiyorum.

Sibirya Ekspresi trenine binip St.Petersburg’dan Pekine giden 10 bin  kusur kilometrelik olan yolculuğu yapmak istiyorum..

Göçek’e gidip 10 gün tekneyle sevdiğim bir kaç arkadaşımla müthiş koyları gezmek istiyorum.

Gezip gördüğün seyahat ettiğin yerler arasında seni en çok etkileyen yer neresidir?

Malezya Borneo’da Spadan adasına gitmiştim. İnanılmaz renklere doğaya tabiata sahip bir okyanus. Daldığımda bir daha da çıkmak istemedim açıkçası.

Uzun seyahatler mi, kısa kaçışlar mı? Hafta sonlarını değerlendirir misiniz?

Hepsini değerlendirmek isterim.. Benim takvimim öngörülemediği  için bundan 5 ay sonrasına pek plan yapamıyorum. Geçtiğimiz senelerde son dakika da plan yapıp 1 ay Kosta Rica’ya gitmiştim. Sonraki senelerde yine 20 gün Malezya’ya. Kaçamaklar yapmayı da çok seviyorum.. Ama tiyatro, konser ve eğer dizi çekimindeysem kısa tatiller pek gerçekleşmiyor.  5 sezondur full oynadığımız Leyla’nın Evi oyunu sayesinde de Türkiye’yi gezme imkanım oldu.. O yüzden işi tatille birleştirmek çok keyifli oluyor:)

Sizin için tatil deniz kum güneş üçlemesi midir? Yoksa gezelim görelim yiyelim mi tercih edersiniz?

Tatil benim için moduma  göre değişen  bir durumdur..  Bazen yoga kamplarına giderek bütün bir yazımı geçirmişliğim var. Aktiviteli tatilleri çok seviyorum. Gençliğim hep beach voleybol oynamakla geçtiği için yaz geldi mi kıpır kıpır oluyorum.

Gezelim görelim tarzı tatiller, güneş kum ya da spor , yoga , deniz sporları içeren tüm tatilleri seviyorum. Keşke gezdiğim yerlerde hep oyunumu oynasam, konserimi versem ve belki bir filmde oynasam:)))

Mavi Tur mu? Tren Yolculuğumu yoksa uçak mı?

Hepsi!!!

Ama mavi tura da  kendi teknemiz olmak kaydıyla çıkmak isterim.