Buz Patenine ne zaman ve nasıl başladınız? Hikayenizi anlatır mısınız?

Buz Patenine 5 yaşındayken , 1990 yılında, henüz yuvada iken, Ankara Bel-Pa Buz Pateni tesislerinde başladım. Yuvadan evimize gelen bir kağıtla başladığımdan, ailemin teşviki bu spora başlamamda etkili oldu. İlk antrenörlerim Ömer Arasan, Gül Anar’dır. Daha sonra ise o yıllarda tesisin Rusya’dan getirterek Türkiye’de Artistik Pateni’nin sağlam temellerini atan Leonid Khatcahatourov ile 5 sene çalıştım.

1995 yılında Rus Başantrenör Khatchatorov’un ülkesine geri dönmesinden sonra, 10 yıl süre ile Rusya Devlet Spor Akademisi Buz Pateni bölümünü bitirerek Türkiye’ye geri dönen Türk antrenör Cenk Ertaul ile çalıştım.

Buz Pateni kariyerinizden bahseder misiniz?

Yıldızlar ve Genç Erkekler kategorisinde iki defa Balkan Şampiyonu oldum. 2001 yılı Gazeteciler Cemiyeti merkezinde düzenlenen ‘Arman Talay Spor Ödülü’ sahibiyim. 2003 yılında ISU (Uluslararası Paten Federasyonu) tarafından bu sporun gelişmekte olduğu ülkeler arasındaki sporcular arasından seçilerek bir defaya mahsus bursla ödüllendirildim. 2006 yılı Dünya Şampiyonası’nda Macar antrenör Andras Szaras (2004 yılı Avrupa şampiyonu antrenör) tarafından fark edilerek Budapeşte’ye kendisi ile birlikteye çalışmaya davet edildim. Ben bu daveti kabul ederek belli bir seviyeden sonra kendimi geliştirmek için buz pateni sporuna yurt dışında devam etme ve çalışma kararı aldım. 2009 yılına kadar Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında ülkemizi temsil eden ve bayrağımız dalgalandırdıktan sonra, ‘Tek Erkekler kategorisinden branş değiştirerek ‘Buz Dansı’kategorisine geçerek, Türkiye Buz Pateni Federasyonu’nun 2011 Erzurum Universiade Kış Oyunları kapsamında partnerim Alisa Agafonova ile çalışmalarımı sürdürdüm. Alisa Agafonova ile 6 aylık kısa çalışma süresinden sonra, 2011 Erzurum Dünya Üniversiteler arası Kış Oyunları’nda GÜMÜŞ(2.) madalya sahibi olduk. 2013 yılı Şubat ayında, çift antrenör değiştirerek buz dansı kategorisinin en önemli ismi ve Rusya milli takım başantrenörü Alexander Zhulin ile Moskova’da çalışmaktayım. 2014 senesinde biz, Türkiye Buz Pateni Milli Takımı sporcuları olarak, ‘Buz Dansı’kategorisinde çığır açmıştık. Dünya’nın en prestijli yarışmaları olan Almanya’daki Dortmund NRW Throphy’de Gümüş(2.) madalya ve Hırvatistan’daki Golden Spin Zagreb yarışmasında Bronz (3.) madalya alarak bayrağımızı dalgalandırdık. Biz yine Almanya’nın Oberstdorf şehrindeki yarışmada Amerika, Rusya, Kanada ve Çin ardından 5. olarak Türkiye’ye Olimpiyat vizesini aldık. Dünyanın en iyi 24 buz dansısporcusunu içerisinde yer alarak 2014 Sochi KışOlimpiyat Oyunlarında ülkemizi temsil ettik ve son olarak Japonya’daki Dünya Şampiyonasında Alper UÇAR ve Alisa AGAFONOVA çifti ilk defa dünya elemelerini geçerek ilk 20 içindeki patenci olduk. Ülkemizi gururla temsil ettik.

Antreman düzeniniz nasıl?

Antreman düzenimiz sabah 1 saat bale veya modern dans, 2 saat buz, öğle arasından sonra tekrar 2 saat buz ve kondisyon olarak geçiyor. Sabah erken kalkıp antremana gidiyoruz, bütün günümüzü antreman sahasında geçiyoruz ve akşam geçsaatte eve dönüyoruz. Kendimize ayırdığımız zaman dilimi oldukça kısıtlı. Her gün sonunda bir sonraki günün yapılacaklarına konsantre olup hem bedenen hemde zihinsel hazırlanıyoruz. Sosyal hayatımız kısıtlı olmasına rağmen bu konuda çok mutluyuz çünkü işimizi en iyi şekilde yaptığımıza inanıyoruz. Bu yaşam tarzı yoğun olmasıyla birlikte Rus genç patencilerin örnek almasına ve bize çok büyük saygı duymalarına neden oluyor. Boşta kalan zamanlarımızda diğer sporculara kareografi yapıyoruz ve teknik-taktik yardımlarda bulunuyoruz.

Sizin gibi Buz Patenini profesyonel olarak yapan sporcuların özel beslenme programı yada diyet var mı? Sizin özel beslenme programınız var mı? Diyet yapıyor musunuz?

Özel bir diyet programı yapmıyoruz; fakat Rusya milli takımı ile çalıştığımızdan onların doktoru arada bir bizimde kan ve diğer tahlilleri yapıp bize neye ağırlık vermemiz gerektiğini söylüyor. Bu biraz yaptığınız antreman ile de ilgili, biz profesyonel olarak çok yoğun çalıştığımızdan beslenmeyi dengeleye biliyoruz. Daha çok tatil zamanlarında fazla karbonhidrat ve düzensiz beslenmemeye dikkat ediyoruz.

Buz Pateni dışarıdan riskli bir spor olarak görülüyor. Sakatlık riski olan bir spor mudur?

Buz pateni diğer sporlar ile karşılaştırdığınızda çok daha az risklidir. Verilen temel eğitim sonucu, buz sürtünmesiz ortam olduğundan düşülmesi durumda darbeyi büyük oranda azaltır. Kontak çok azdır. Mesela futbol’da her an birisinin çelmesi sonucu bilek,ayak veya diz bölgesinde kırık,çıkık veya yüksek dereceleri sakatlık olması mümkündür yada Basketbol’da ribaund alırken dirsek darbesi sonucu yüz veya beden bölgesinde yine sakatlık olması daha büyük ihtimaldir.

Buz Pateni yapan gençlere tavsiyelerin nedir?

Her zaman aklınla ve yüreğine güvenerek aşamayacağın zorluğun olmadığına ve her şeyi başara bileciğine inanmak. Çok çalışmak ve sabır! Sonra tekrar sabır ve sabır!

Buz pateni yapmak isteyen yada Buz sporlarına ilgisi olup yapmak isteyen gençlere ve onların ailelerine tavsiyelerin nelerdir? Ne söylemek istersin?

Artistik buz pateni aynı koşu ve yüzme gibi döngüsel tip (cyclic) sporlar sınıfında yer alır. Buz pateni yapma konusunda önemli olan ne istediğiniz ve buz patenine karşı büyük bir ilginizin, sevginizin ve yatkınlığınızın bulunuyor olmasıdır. İç heyacanımızı olumlu yönde kullanmalıyız ve bunu da yegane öğretecek spor, buz patenidir. Buz pateninde çok üst düzey yarışma olduğunu unutmamalı, kaybetmekten korkmamalı ve her kaybedilmiş yarışmanın aslında en büyük başarımız olduğunu anlamalıyız. Bu zor gibi görünen zerafet,incelik, postür ve hayata karşı duruşumuzu olumlu değiştiren bu spor bizi en iyi şekilde hayata hazırlar.

Soçi’de olimpiyatlar da piste çıktığında ne hissettin? Ne düşündün?

Olimpiyatlar için çok sıkı çalışıp, iyide bir hazırlık dönemi geçirdik. Bu yüzden antremanlar da çok daha rahattım diğer yarışmalara göre; fakat yarışmaya çıkmadan önceki ısınmada çok heyecanlıydım. Kapı açıldığında ilk gördüğüm olimpiyat halkaları oldu ve seyircinin yoğun ilgisi ile hiçbir şekilde tarif edilemeyecek bir duygu yoğunluğu içine girdim. Tek düşündüğüm hayatım boyunca emek verdiğim buz pateninin en yüksek noktasında elimden gelenin en iyisini yapmaktı ve her dakikasını haz alarak yaşadım. Program bittiğinde kuş kadar hafiftim. En iyi programımızı sunduk diyebilirim.

Gezmeyi ve seyahat etmeyi sever misin?

Gezmeyi ve uçak ile seyahat etmeyi oldukça çok severim. Programa vurduğumuzda ayda en az 1 defa uçak ile başka bir ülkeye gidiyoruz. Otobüsten çok uçağa biniyorum diyebilirim. Ülkeleri gezdikçe, farklı farklı kültürleri yaşamak, tanımak bana büyük bir haz veriyor. Genel kültür olarak da geliştiriyor.

Gördüğün ve Seyahat ettiğiniz yerler arasında sizi en çok etkileyen yer neresidir?

Kesinlikle Japonya! Muhteşem bir kültür ve bilgi birikimi buluyorum. Temiz yaşamanın, sadeliğin ve medeniyetin ileri olduğu bir yer. Kendi öz kültürlerini koruyarak ve aneneye önem vererek saygı içinde yaşıyorlar. Beni her yönüyle etkiliyor ve çokça dersler çıkartmamı sağlıyor. Her alanda mükemeliyeti yakalama düşüncesi ile birlikte çok çalışma, her daim kendini daha iyisi için zorlama benimde bu spordaki felsefemi oluşturuyor.

Muhakkak görmek istediğin seyahat etmek istediğin bir yer var mı?

Dünya’nın cenneti denilen maldiv adalarını görmek isterim. 50 yıl zarfı içinde sular altında kalacağı söyleniyor adaların, bu süre içinde kesin bir seyahat programı ayarlamayı düşünüyorum.

Alisa Agafonova ile buz pistinde çiftsiniz. Nasıl çift oldunuz? Tanışmanız nasıl oldu?

Alisa’nın Ukrayna adına gençler kategorisinde aldığı başarılar vardı. 2010 yılında ukraynalı partnerinden ayrılmıştı. Bir haftalık bir deneme antremanından sonra çok uyumlu ve artistik bir dansçı olduğunu gördüm. Kafamdaki başaracağımıza inandığım projelerden bahsettim. Tabii Alisa için çok riskli bir seçimdi, Türkiye gibi buz dansı branşında hiç var olmamış ve bu spor dalında uluslararası arenada bilinirliği az bir ülke adına yarışmak için doğal olarak çekinceleri vardı. Ona bu işte ilk olacağımızı ve hem kendi kariyerimizi açısından hemde Türkiye için bir tarih yazabileceğimizden bahsettim. Bana ve projeye inandı. Sonuçta, yedi aylık kısa bir sürede 2011 Erzurum Universiade’da ikincilik madalyasını aldık ve Sochi 2014 için de bir umut ışığı yakmış olduk.

2011 Erzurum Kış Olimpiyatlarında gümüş madalya kazandın. Ne hissettin?

Tarif edilemeyecek kadar özel bir duygu. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kış oyunlarında alınmış ilk madalyadır. Kürsüde çok büyük devletleri geçip, Türk bayrağı ile durmak anlatılamayacak bir gurur. Hiçbir sporcu bir yarışma için bu kadar iyi hazırlanamaz. Bu başarı çok emek ve konsantrasyon yoğun bir çalışmanın ürünü idi. Yarışmaya yakın günlerde neredeyse her gün kafamızda nasıl bir performans ve kareografi sunacağımızı düşündük. Sonunda bu büyük başarıyı ülkemize getirdik. Bütün kariyerimiz ve alın terimiz ile yaptığımız çalışma gözlerimizin önünde geçti.

Buz pistinde hiç unutamadığın sizi etkileyen bir anınız var mı?

İlk Dünya Şampiyonası’nda çokça gergin ve bir o kadar da güçlü gözükmek isteğindeydim. Biz patenciler genelde ısınmaya çıktığımızda sağdan sola yani saatin tam tersi yönüne doğru kayarız. Buz dansı kategorisinde uluslararası alanda ilk yarışmama olduğundan da hızlı bir çıkış yapmak istedim; fakat o zaman ki partnerim benim kadar güçlü yere basıp itemiyorda. o da oldukça heyecanlıydı. Tam daire üzerinde kayarken, Alman çift saat yönünde yani ısınmaya herkesin aksi yönünde kaymaya başladı. Bütün çiftler rahatsız olup dairelerini büyütüp bu beladan kurtuldular; fakat biz tecrübesizliğimizin de etkisiyle kafa kafaya geldik. Büyük bir çarpışma olmasın diye ben partnerimi sola attım kendimde sağa doğru zıpladım, düşüşümle birlikte buz yeni yapıldığından oldukça kaygan tabi…bütün süratim ile hakemlerin bulunduğu board(buzu ayıran ve şekillendiren tahta )’a çarptım. Hakemlerin bilgisayarları sallandı, kalemlerini düşüren oldu ve baya bir gürültü çıktı. Hemen hepsi bana baktılar ve sakatlandığımı düşündüler. Ben acele kalkıp, herhangi bir sorun olmadığını söyleyip hızlı bir şekilde partnerimin yanına döndüm. Bu olay bana iç heyecanımı, arzu ve isteklerimi nasıl yönlendirmem,nasıl zamanında doğru kullanmam ve nasıl en uygun şekilde yanımdaki partnerime iletmem konusunda büyük bir ders oldu.

En büyük hayaliniz nedir?

En büyük hayalim; bilgi ve tecrübelerimi paylaşmak ve yeni olimpik nesiller yetiştirmek için İstanbul’da bir ‘Buz Pateni Akademisi’ kurmak istiyoruz. Türkiye’de seksenlerden beri var olan, spor spikerlerimiz Kenan Onuk’un ve Zafer Akyol’un sesiyle evlerimize gelmiş, hayranlıkla izlediğimiz Olimpik buz pateni sporcularına Türkiye olarak bizimde sahip olmamızı istiyorum. Bunun için bir kaç arazi bile bulduk.Eğer güzel bir akademi kurabilirsek, önümüzdeki 4 yıllık olimpik yıl içinde dünya çapında çok sporcu yetiştirip, dünyada bu sporda söz sahibi bir ülke olmamak için hiçbir neden yok! Çok yetenekli ve büyük potansiyel sahibi sporcularımız var. Ortalama bir futbolcunun aylık parası etmeyecek bir finansman ile İstanbul’u uluslararası şampiyonların gösteri ve kamp yapacağı bir merkez haline getirip dünyayı yerinden oynayabileceğimizi düşünüyorum.

Bunun için hayalleri gerçekleştiren çift olarak kolları sıvadık bile …

Yeni plan ve programlarınız var mı? Gelecek ile ilgili planlarınız nedir?

Yeni sezon için çokça şansımız var. Birçok çift Olimpik sezonun ardından bu sporu bıraktı. Kısa ve uzun programlarımızı belirliyoruz. Gelecekte Türkiye’yi bu alanda Avrupa da ilk 10 ve daha sonra madalya kazanacak şekilde konumlandırmak istiyoruz. Planlarımız arasında çok güçlü iki program çıkartıp daha yüksek uluslararası başarı kazanmak var. Dünya Şampiyonasında ilk defa eleme geçerek bu alanda büyük bir başarı kazandık ve şuanda bizim adımıza diğer federasyonlardan ve ISU (Uluslararası Paten Federasyonu)’dan Grand Prix yarışmalarına davet bekliyoruz. Yakın gelecekte bunu başardığımız takdirde yerimizi perçinlemiş olacağız.

Türkiye’yi ilk kez Artistik Buz Patenin’de (Dansında) olimpiyatlarda temsil ettiniz? Yurt dışında ve yurt içinde geri dönüşler nasıl oldu size? Nasıl karşılandınız?

İlk olmanın zorluklarını olimpiyatlarda da yaşadık. Uluslararası kamuoyu bizim olimpik sporcular olarak ülkemizi temsil etmemizi özellikle bu alanda hiç beklemiyordu; fakat biz ezber bozduk. Yurt dışında büyük bir yankı uyandırdı hemen hemen birçok uluslararası kanal bizimle ilgili çokça haber yaptı. Türkiye gibi bu alanda gelişmekte olan bir ülkeden olimpik sporcular olmamız onların çok dikkatini çekti ve hep inanılmaz bir başarı vurgusu yapıldı. Bu konuda yurt içi basından hakkımızın yendiği vurgusu yapıldı. Tabi ki bu anlamda, Türkiye’nin bu spora ilgisini çekti. Bu sporun sadece saha içinde değil aynı zamanda lobi faaliyeti ile de doğru oranda yapıldığı anlaşıldı. Sonuç merkezli bir yaklaşımdan Türk sporunun kurtulması gerektiği görüldü. Sürece daha çok yatırım ve ilgi gösterilmesi gerektiği anlaşıldı.

Buz Pateni sizin için ne ifade ediyor?

Artistik Patinaj, Artistik Buz Pateni veya Figür Pateni, müzik, dans ve sporu bünyesinde birleştirir. Bu unsurların bir arada olması nedeniyle son derece estetik ve rafine bir spor dalı olarak kabul edilir. Benim için buz pateni, duygu ve düşünce dünyamızı kareografi ve müzik ile yansıtmamızı sağlayan spor ve sanat özgürlüğüdür.

Bu yüzden, Artistik Buz Pateni’nin öğrenilmesi, disiplinli ve uzun süreli çalışmayı gerektirir. Hemen hemen her Gün antrenman yapılmasına ve iyi bir patenci olmak isteyen sporcu adaylarının bıkmadan, yılmadan çalışmasına ihtiyaç vardır.

Müzik ve estetiğin buluştuğu buz dansı; Dans ve müzik içi içe Dans ve müzik sizin için ne ifade ediyor?

Buz Dansı, müziğin ve estetiğin buluştuğu yegane bir spor dalı. Buz dansında kurguladığımız programlar, seyircilerin duygu ve düşünce dünyalarına etki etmektedir. Bu yönüyle de bir spor olduğu kadar da sanattır. Spor ve sanatın bir arada buluştuğu ve seyredenlere farklı bir bakış açısı getiren buz pateni, herkesin kendini ifade edebileceği bir alandır. Türkiye’yi bu alanda tanıtmanın anlamı; Türkiye, ülküsünü muassır medeniyetlerin üstüne çıkarmayı hedef almış bir ülke olarak kendini uygar kültürün ve sanatın bu yegane spor dalında farklı ve yüksek kültürlerin mozaiğini yansıtmaktadır.

Kareografileri nasıl hazırlıyor ve karar veriyorsunuz?

Kareografileri hazırlamadan önce kilit nokta müziktir. Müzik bulunduktan sonra, kareografilerimizi antrenörümüz Alexander Zhulin ve kareografımız Sergey Pethukov ile birlikte hazırlıyoruz. Büyük bir düşünce fırtınası ile ekip halinde çokça eleştirel bakarak ve hemen hemen her şeyi o müziğe uygun hareketleri deneyerek bulup kullanıyoruz. Teknik kısımda pürüzleri ise daha sonra teknik antrenörümüz Oleg Volkov ile temizliyoruz.

RÖPORTAJ: ATIL ALPARSLAN

FOTOĞRAFLAR: ALINTIDIR.